daha genç 20li yaşlarda. hamile olduğunu öğreniyor. 9 ay kendine hayatında belki de hiç dikkat etmediği kadar dikkat ediyor. aman bebeğine birşey olmasın. ve son günler o sancılar acılar ağrılar hepsine katlanıyor, artık bebeği kucağında. üşümesin hasta olmasın diye gözünün içine bakıyor. minik bebek büyüyor anaokuluna gidiyor. bi iki hafta içinde hemen kapıp mikrobu ateşleniyor. çocuk hasta, anne onu gördükçe ondan daha hasta. derken ilkokul başlıyor, çocuk heyecanla okuldan gelip durmadan anlatıyor, annesi ondan heyecanlı. ortaokul. önünde sınav var. sinir stres hat safhada. anne ondan stresli ama çocuğa çaktırmıyor tam destek arkasında duruyor. benim oğlum yapar diyor. geldi liseye. ilk aşk. anne yine ilk dinleyici. her başarısında oğluyla gurur duyuyor. dilinden düşürmüyor. "benim oğlum". üniversiteyi kazanıyor oğlu. annenin gözleri ıslanıyor oğlunu göndericek uzağa. her gün telefonda oğlum yemeğini yedin mi, üşümüyosun di mi kalın giyiniyorsun, aman hasta olma dikkat et. haftasonları gelir. "hadi oğlum gelmiyormusun". ve üniversite biter. sırada ne mi var? ASKERLİK. annenin yüreği ağzında dua eder iyi bir yer çıksın diye. HAKKARİ. oğlunun herşeyini hazırlar üşümesin diye. bavul hazır. gitme vakti gelir. aklından neler geçer ama hepsini kovar düşünmek istemez. onun oğluna hiçbir şey olmaz çünkü, olamaz. 4-5 ay geçer. anne hep televizyonun başındadır, haberlerdedir gözü. sonra bir son dakika haberi. hakkari'de hain saldırı: 24 şehit. donakalır sadece bakar. napıcağını bilemez. kimi aramalı nerden haber almalı. oğlu iyi mi. telefonlar çalmaya başlar. telefondaki: "başınız sağolsun oğlunuzu, evladıMızı kaybettik, şehit oldu". anne baba kardeş amca dede anneanne teyze komşu arkadaş sevgili öğretmen tanıyan kim varsa. herkes şaşkın. istanbul'daki edirne'deki trabzon'daki sivas'taki. o anne ne yapsın şimdi?
24 kişi. tanımıyorsun. bilmiyorsun kim olduklarını. ama herkeste bir burukluk. çıkıyor televizyona 5-6 tane şerefsiz sağduyu mesajı veriyor. "şehitler ölmez, vatan bölünmez" bi git ya neden bahsediyosun sen. bunu diye diye hergün 5er 5 er ölüyor askerler. millet de bir garip onların farkında değiller sayı artınca 24 olunca dank ediyor. kaç şehit verildi bugüne kadar. sen hala bir çözüm bulmayıp oraya ölenlerin yerine asker gönderiyorsun sonlarının ne olacağını bile bile. bi kaldır kıçını birşey yap. konuşup durma. sağduyu mesajıymış. ezberlendi artık bu mesajlar. silivride toplama kampında tutacağına generalleri askerleri oturun bir masaya da konuşun bir çözüm bulun. neden öldürüldüğünü kimin öldürdüğünü bilmeden kaç kişi ölüyor. fiyatlarda güncelleme, şafak mesaisi...
seçimler gelsin diyenler var. nolucak gelicek de yine aynı şey olmıycak mı. belki %60-70 olur. hiç bi bok olacağı yok olan hiç suçu olmayan insanlara oluyor, nedensiz ölüyorlar.
bi farklılık yapın da bu defa çıkıp "şehitler ölmez vatan bölünmez, on oğlum olsa onunu da gönderirim" demeyin.bu ülkede şehitlik nasıl algılanıyor. valla bak bulutların üstünde oturup da el sallamıyorlar bize. anlarım, şehitlik vardır sen savaşırsın,ülkeni kurtarmak için sonuna kadar şehit olursun eyvallah. ama oraya dikip onları ölsünler diye bekleyince bu şehitlik o şehitlik değil, bu televizyona çıkan malların gerizekalılığı. ŞEHİT olsun diyorsunuz ya çok heveslisiniz ya bi açın da gözünüzü bakın. normal birşey gibi algılıyorsunuz ama normal olan bu değil. bu askerler niye şehit oluyor? yapılması gerekip de yapılmayan şeyler mi var? bi düşünün.